Hindistan- Rishikesh: Ganjım, kutsal annem! Bana akmayı öğret, bana beni bulmayı öğret…

0

2 haftalık Vrindavan ziyaretimin ardından bir gece Delhi’de konakladıktan sonra Rishikesh’e geçtim. Goa’da  tanışmış olduğum bir arkadaşımın rehberliğinde 1 günlük kısa bir Delhi gezisi yapmış oldum. Gün ışığında gürültülü ve pek de temiz olmayan klasik Hindistan sokaklarını gördükten sonra, akşam saatlerinde arkadaşımın önderliğinde yapmış olduğum South Delhi gezisi beni gerçekten şaşırttı. Brezilya’lı bir çiftin Latin ezgilerini dinleyerek kokteyllerimizi yudumladığımız pek güzel bir barda geçti gecemiz. South Delhi Hindistan falan değil, Avrupa’dayım sanırım dedim kendime. Delhi’de yaşayan bir sürü Avrupalı ve Amerikalının iş çıkışı eğlendikleri mekanların toplandığı bir yer burası, esmer insandan cok sarisin insan goruyorsunuz. Ama turistik bir yer de degil, dedigim gibi turist olarak gelen batılıların değil burada yaşayan batılıların geldiği bir mekan.

Delhi’den Rishikesh’e geçişim tam bir faciaydı. Yerel otobüsle gelmektense biraz daha fazla odeyip Volvo otobüs ile geleyim ama rahat geleyim istedim( fazla dediğimde 16 lira fazla ha ). 650 Rp dedi adam,  tamam dedim . Sabah seyahat acentasına gittim, acenta ile hotel arası sadece 5 dk lık mesafe olmasına rağmen rikşa şoförü 100Rp istedi, onunla iki dakika dalaştıktan sonra adamla daha fazla uğraşmak istemeyip verdim 100 Rp’yi ( 100 Rp 4 lira falan ama burada dalasmaya deger 🙂 ) Ben samosa ( üçgen şeklinde içinde bol baharatlı sebze karışımının olduğu börekler ) almak için yandaki dükkana gidip döndüğümde çantalarımın bir bisiklet rikşaya çoktan yüklenmiş olduğunu gördüm.  Bisiklet rikşa üzerinde Delhi’nin varoşlarından geçtikten sonra   otobüsün olduğu yere vardık. Otobüs Volvo falan değil, gayet de boktan saçma bir otobüs. Neyse dedim olur öyle. 10 dk bekledikten sonra otobüsü değiştireceğimizi söylediler, ilkinden daha berbat bir otobüse bindik. Otobüsteki insanların hepsi gerçekten fakir insanlar, bazısının ayakkabısı bile yok, otobüsteki tek yabancı benim. Şaşkın şaşkın gözünü dikip bakıyor insanlar bir turistin  bu otobüste ne işi olur diye düşünerek. Sorun şu ki  Otobüsün 9’da kalkacagı soylenmiş olmasına rağmen saat 12’de biz hala Delhi’deydik. Sinirlenmemeye çalışıyorum ama elde değil. Bir de üzerine yanımdakilerin  250 Rp ödediğini öğrenince iyi dolandırıldığımı anladım. Acentayı aradım, telefonda saydım biraz, ben sizi birazdan arayacağım dedi, tabi ki aramadı. Tekrar aradım ben de, tekrar soylendim , ben sizi tekrar arayacağım dedi, aramadı tabi. Bunlar hep sınav, kendini sakinleştirmeyi nasıl öğrenirsin sınavları. Hindistan’ın sana öğrettiklerinden bir tanesi de sabırlı olmak ve sakin kalmayı bilmek 🙂 Aksi halde burada yaşamak imkansız, zaten Hintlilerin vurdumduymazlıklarından bu yöntemi çok iyi bildiklerini anlıyoruz.

Otobüs sonunda Haridwar’a  vardığında saat 8 olmuş, hava çoktan kararmıştı. Ve bizi bıraktıkları yerden Rishikesh’e otobüs falan yoktu, bir dolandırıcılık daha. Rikşa ile onca yolu gitmek zorundaydım. Rikşa şoförleri durumdan istifade 500 Rp istediler,  herkes dolandırılıcılık peşinde anasını satayım.  Artık iyice sinirlerim gerilmişti, başladım ağlamaya. Yeter tamam gidelim dedim, fiyat falan umrumda değildi. Ağladığımı gören genç rikşa şoförleri etrafımı sarıp türlü şebekliklerle beni güldürmeye çalışıyor,”ağlamak yok “ işaretleri yapıyorlardı elleriyle. Bolywood filmi izlediyseniz Hintllilerin bazen şebeklikte ne kadar  başarılı olduklarını gözünüzün önüne getirebilirsiniz sanırım, güleyim mi sinirleneyim mi bilemedim şebekliklerine.

En sonunda berbat rikşa yolculuğum başladı. Yol gerçekten berbat ötesi, hoplaya zıplaya gidiyoruz. Bir yandan da ağlamaya devam ediyorum. Hindistan yolculuğum sırasında ilk defa Türkiye’ye dönmeyi istedim, ama ertesi gün hemen geçti bu istek 🙂

Neyse ki Rishikesh’te beni Bangalore’daki üniversiteden sınıf arkadaşım Parth karşıladı, saat 10 olmuştu. Parth’ın annesinin benim için hazırladığı akşam yemeğini yedikten sonra hotelime geçip rahat bir uyku uyudum.

Ertesi gün Parth’la birlikte bütün ashramları gezdik, hepsi dolu. Sonunda bir guesthouse buldum kendime uygun fiyatlı; Sudesh Guesthouse, Ram Jhula’da. Hemen onun yanında Ananda Guesthouse var, çok daha ucuz ve çok daha temiz ama önceden internet sitesinden randevunuzu yapmanız gerekiyor. Gelmek isterseniz buralara aklınızda bulunsun.

Rishikesh iki bölümden oluşuyor : Ram Jhula ve Lakshman Jhula. Ram Jhula ünlü ashram Parmarth Niketan’ın olduğu bölüm. Daha sakin, daha spirütüel. Lakshman Jhula daha turistik olan bölgesi, bol gürültülü, bol insanlı… Bu bölge genellikle hippilerin takıldığı, tüttürdüğü kesim, hal böyle olunca bol İsrailli yani.

Lakshman Jhula’da gün batımında Ganj kenarında çeşitli enstrümanlar çalınıyor, kimisi dans ediyor, kimisi oturup sakince Ganj’ı izliyor. Ganj’ı “Shiva shiva shiva shamboo” dinleyerek izlemek pek bir keyifli doğrusu.

100_1392

100_1398

100_1405

Ram Jhula’da gün batımı ise daha sakin, kimi meditasyon yapıyor, kimi yoga, kimi  Ganj’a yanan çiçeklerden bırakıp dileğini diliyor, kimi turist kız görmeye ve onlarla fotoğraf çekilmeye geliyor, kimi Ganj’da yüzüyor, bazen babaları Ganj’da yıkanırken görüyorsunuz, sahilde acroyoga yapanlar ve onları şaşkınlıkla izleyen Hintli kardeşlerimiz ise daha farklı güzellikte bir manzara yaratıyor.

100_1301

100_1303

“Jhula” köprü demek, bu iki bölge bu köprülerin adıyla anılıyor.

Ram Jhula koprusu:

100_1366

100_1371

Bu da Ram Jhula plaji, cok artistik yuzus teknikleri gorebilirsiniz burada 🙂

100_1373
Bu da Lakshman Jhula koprusu : Maymun cetemizin uyelerinden biri av pesinde..

100_1386

Buraya gelip de Beatles Ashram`i gormeden olmaz tabi ki. Bir zamanlar Beatles uyeleri bu ashramda kalip Maherishi Manesh Yogi’nin izinden gitmisler. Daha sonra aralarinda cikan bir tartisma sebebiyle ashrami terkedip Swami Prabubath’in yolunu yani Krishna’nin yolunu takip ediyorlar. (bir onceki yazimda bundan bahsettim). Beatles Ashram diye anilan ashram aslinda Maharishi’nin ashrami yani, suanda yikik dokuk bir yer.John Lennon’un ruhunu hissetme umuduyla dolasip durdum, oraya buraya dokundum “amanin buraya John dokundu” diyerekten:)

100_1308

100_1304

Rishikesh’te ortalıkta dolaşan başıboş özgür inekleri baştan biraz garipsemiş de olsam sonrasında alıştım tabi duruma. Bu hayvancıklar bir sağa bir sola dolanıp elinizde yemek varsa yanınıza doğru yavaşça sokuluyor. Arkadaşınızla sohbet ederken sağ kolunuzda bir ıslaklık hissedip döndüğünüzde kolunuzu yalamaya çalışan inekle göz göze geliyorsunuz. İşin en kötü yanı da bu inecikler çöplerden plastik yiyor ve bu yüzden de  kısa sürede ölüyor çoğu. Hindistan’da süt içmenin zararlarından biri de bu, plastikle karnını doyuran hayvanın sütündeki zararları faydaları siz düşünün artık. Ortalıkta bu kadar inek dolaşınca her biri yanı bok götürüyor tabi, e bu boklardan sebeplenen sinekler de gelip yüzünüze gözünüze konuyor. İnek boku pek ayurvedik, tiksinilecek bir şey yok 🙂

Ha bir de maymun çeteleri var ki nasıl kaçacağınızı şaşırıyorsunuz. Elinizde yemek görmesinler, öyle bir saldırıyorlar ki hatuncuklar ciglik cigliga. Hırsızlıkta üstlerine yok..

Bir de bu kara suratli maymunlarimiz var ama bunlar daha az saldirgan digerlerine gore:

100_1334

Rishikesh’e gelindiğinde gitmeden olmaz yerlerden biri de şelaleler. Ben küçük şelaleyi daha çok sevdim, daha az insan, daha sakin. Girip altına küçük bir banyo yapmayı da ihmal etmedim tabi.

100_1331

Bu da buyuk selaleye tirmanirken bir mola..

100_1358

Dilencilerin sirayla dizildigi yolda bir foto cekeyim dedim, yedim azari “baba”dan. Salladi sopasini bana “money money’ diyerekten korktum gerisin geri kactim 🙂

100_1364

Rishikesh bir yoga cenneti. Bir sürü yoga kursu arasından mutlaka kendinize uygun bir tane buluyorsunuz. Ben eğitmenlik sertifikamı aldığım için eğitmenlik kurslarına hiç bulaşmadım burada. Günlük sınıflara katıldım. Gita Ashram- Anup favori öğretmenim. Anup sayesinde esnekliğim arttı ve pozların doğru ve güvenilir uygulanmasını daha iyi öğrendim. 1  ay önceki esnekliğimle şimdiki esnekliğim arasındaki farkı gerçekten anlayabiliyorum.

Buraya Mooji icin gelenler var bir de. Mooji aslen Jamaikali bir guru. Ramana Maharishi’nin ogrencilerinden. Senenin belirli zamanlarinda Rishikesh’e gelip satsanglar duzenliyor. Suanda ben ‘Breath of the Absolute’ okuyorum, ‘niye boyle dedi ki simdi’ diye arada bir dusunuyorum, olmaz oyle diyorum bazen, bazen hmm dogru aslinda ya diyorum’  ilgilenenlere tavsiyemdir bu kitap..

Felsefesini merak edenler icin facebookta bir Turkce sayfasini da buldum.
https://www.facebook.com/MoojiTurkish

mooji

Rishikesh benim için gerçekten inanılmaz bir yer. Aslında bakarsanız benim için inanılmaz olan şey Ganj. Bu  nehrin gerçekten kutsal bir enerjisi var, baktığımda huzur doluyorum, dokunduğumda enerjisini hissediyorum. Ayakların Ganj’ın içinde dakikalarca bakıyorum bazen. Gün batımında çiçekler sunarak dileklerimi diliyorum ondan. Ve bazen bir şeyi gerçekten yürekten istediğinizde bu nehir gerçekten cevap veriyor size, size doğru gelen küçük dalgalar, etrafınızdaki kıpırtı, bilmiyorum ama bir şeyler işte, görüyorsunuz ya da hissediyorsunuz o cevabı. Kutsal Ganj en çok seni özleyeceğim , en çok sana ağlayacağım Rishikesh’ten giderken.

En son olarak izlemeyenler icin Rishikesh bungee jumping maceramin linkini paylasayim 🙂

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here