Ana Sayfa Blog Sayfa 13

Cennet mi? Granada’yı gördün mü hiç?

Sabah 9 daki otobüse binip 3 saatlik Granada yolculuğuma başladım. 12:30’da Granada’da terminaldeydim, hostele vardığımda saat 2 olmuştu. Plaza Trinida yakınlarında şirin bir hosteldi; Barbieri Granada. Hostele girişimi yapıp odaya geçtim, biraz dinlenip çıkacaktım. Odadaki bir eleman beni muhabette tutunca kurtulmak için saate baktığımda 14:41 rakamlarıyla karşılaştım , o panikle odadan öyle bir fırladım ki arkamdan şaşkınlıkla bakakalmış olmalı. Paniklemiştim...

Ve Sevilla… Hayallerime, Endülüs’e , Flamenko’nun kalbine hoşgeldim…

...y Sevilla , finalmente estoy aquí , ole :) Bugün Roma’dan ayrılıp Sevilla’ya geçiyorum. İspanyol rüzgarı havaalanında Sevilla uçağı sırasında beklerken esmeye başladı bile. Atarlı atarlı birbirine bağıran, kahkahalarla gülüşen, yüksek sesle sohbet eden İspanyolların arasında uçak sırası bekliyorum.  Dediklerinden hiç bir şey anlamasam bile yansıttıkları enerji kendimi mutlu hissetmemi sağlıyor. Bu eğlenceli insanların yaşadığı topraklara, İspanya’ya gidiyorum, Endülüs’e,Flamenko’nun kalbine… Yaklaşık...

Gezimanya söyleşi

Burcu Tunca: “Bir ülkede aylarca gezgin olunca artık oralı gibi oluyorsun” Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Üniversite öğrenimimi tekstil mühendisi olarak tamamladım. Bundan yaklaşık 9 ay kadar önce bunalmış, yorulmuş ve mutlu olabilmek için bir çıkış yolu arayan bir ofis çalışanıydım. Yılda 1-2 hafta tatil hakkı olan ve bunu da tabii ki deniz kenarında geçirmeyi yeğleyen kitleden biri yani ve sonra...

Yeşilist söyleşi

Hindistan'dan Avustralya'ya içsel yolculuk yapan bir gezgin Eser İnan Arslan Burcu Tunca. Uzun zamandır tanıdığım, bir süre hiç haber alamadığım ama hayatı hep keyif alarak yaşadığını bildiğim eski bir arkadaşım. Öğrenci otobüslerinde Ezginin Günlüğü'nden “Roman Kızı” şarkısında attığı göbeklerle aklımda en çok da. Sonra bir gün duydum ki uzaklara gitmiş, gezmiş tozmuş, kaynak niyetine kullanılacak tecrübeler edinmiş. Dedim ki bunu anlatmalıyız....

Pazarları insan evinde oturmalı, illa da Roma’ya gideceğim diyorsanız pazartesi gidin.

Roma’ya uyandığım ilk gündeyim. Colosseo’ya gidecek olmanın heyecanıyla hostelde tırt bir kahvaltı yapıp 9’da fırladım sokak kapısından. Dedim ya Roma’da metro sayesinde her yere rahatça gidebiliyorsunuz, yolum kısa sürdü bu yüzden.  Metrodan çıktığımda karşımda kocaman dişleriyle sırıtıyordu Colosseo. Biraz sıra bekledikten sonra o devasa yapının içindeydim. Girişten radioguide kiralanabiliyormuş, ama ben girişteki o sıranın ne olduğunu tam da artık...

Ve Roma, mamma mia !!!

Roma’dayım.Havaalanından en ucuz yöntem olan Terravision otobüslerini kullanarak terminale ulaştım. Sudan çıkmış balık gibiyim. Ne yapsam, kime ne sorsam bilemiyorum. Bir yerlerde turist danışma bürosu bulurum umuduyla bir sağa bir sola gidiyor, oraya buraya bakıyorum. Yerleri süpüren gence sordum , arkama bakmamı söylemek yerine beni saçma sapan bir yere yönlendirdi, sonra tekrar başladığım noktaya geri döndüğümde danışmayı farkettim.  Telaşlı...

Akvaryumdan kurtulup okyanusa dalmaya çalışan balığın ilk şapşallıkları :)

İlk gezi serüvenime 28 yaşında yani 2013 yılında başladım ben. Tam olarak işten ayrılıp kendimi yollara atmamın başlangıcı değildi, ama yalnız başıma yurt dışına ilk çıkış tecrübemdi. Roma, Sevilla, Granada, Barcelona idi rotam. Eski blogumda yazdığım ilk gezi heyecanımı burada da paylaşayım istedim, sonra yazıların devamı gelecek :) Sitemin yavaş yavaş doluşuna hep beraber şahit olacağız :) Yola böyle başlayışıma...

SOSYAL MEDYADA BEN

67,275BeğenenlerBeğen
26,422TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone