Chiang Mai- Loi Krathong ve Yi Peng Festivalleri

Chiang Mai

Chiang Mai ’ye böyle apar topar gidişimizin asıl sebebi Loi Krathong ve Yi Peng festivallerini yakalamaktı. Festival bu sene 25 Kasım tarihine denk geliyordu. Birkaç gün öncesinden hazırlıklar, eğlenceler başlamıştı tabi. İlk kez böyle bir şeye şahit olabileceğimiz için heyecanlıydım ben 🙂

Ellerinde mumlarla bizim çayda çıra misali dans eden ufacık Thai kızlarının dansına denk geldik.

IMG_2039

Sokaklar krathong yapan insanlarla dolup taşıyor. Bu güzel teyze muz yapraklarından gül yapıp verdi bana “barış için” diyerek 🙂

IMG_2062

Daha önceki yazıları okuduysanız burada Bigezipgelelimbiz blogerları Murat ve Gülen’le birlikte geldiğimizi biliyor olmalısınız. İlk gecemiz ve yemeklerden bahsettim zaten. (iki kere oturdum bilgisayar başına Chiang mai ve festivalleri yazacağım diye, ilkinde yolları anlatırken uzadı da uzadı, olmadı, ikincisinde sokak yemeklerini anlatırken buldum kendimi 🙂 ) Neyse bu sefer olacak:)

İkinci gecemizde sayfanın takipçilerinden Müge ve Noah ile buluştuk. 6 kişilik ekibin 5i Türk olunca biz ister istemez Türkçe muhabbete kaptırdık tabi ki :)Gecenin ilerleyen saatlerinde Kuzey kapısında yer alan “The North Gate” adındaki canlı müzik mekanında keyfimize devam edelim dedik. Müzik çok ama çok harika olmasa da yine de güzel , salaş bir mekan, tavsiye edilir.

IMG_2066

3.gecemizde artık 3 gün sürecek olan Loi Krathong festivali başlıyordu. Güzellik yarışması ve geçit törenini izledikten sonra sepetleri suya bırakarak dileklerde bulunduk. Tabi o kalabalığın içinde birbirimizi kaybediyor, ilerleyen saatlerde tekrar buluşuyoruz.

IMG_2088

IMG_2084

IMG_2120

IMG_2115

IMG_2130

IMG_2143

Güzel güzel kızları oğlanları geçit yaparken izledikten sonra ellerinde kaplarıyla sıraya dizilmiş keşişleri görüyoruz. Normalde keşişler sabah erken saatte çıkarlar, insanların bağışladıkları erzaklarını toplarlar ama bu güne özel akşam saatinde bağış toplamak içi sokaktaydılar.

IMG_2153

Ben de kimseden aşağı kalmadım tabi ki, suya bir krathong bıraktım en güzel dileklerimle.

IMG_2198

4. günümüz festivalin 2.günü, dolunay zamanı, yani asıl Loi Krathong ve Yi Peng’in olduğu zaman. Neymiş bu festivaller diye soranlarınız için ufak açıklamalar yapayım ben.

Loi Krathong

Loi Krathong Thai ay takvimine göre 12. Ayın dolunayında kutlanıyor, bu yüzden festivalin kutlanma günü güneş takvimine göre her yıl değişiyor. Loi Krathong; yüzen sepet, yüzen taç gibi anlamlara geliyor. Geleneksel krathonglar (sepet) muz ağacından yapılıyor ama günümüzde balıklara yem olması açısından ekmekten sepetler yapmaya başlamışlar, ki ben de bunu pek mantıklı buldum. Sepetler muz yaprakları, çiçekler, mumlar ve tütsüler ile dekore ediliyor.

Bizim de hostelde bir krathong (sepet) yapma denememiz oldu. Böylece el işinde inanılmaz yeteneksiz olduğumu cümle aleme duyurmuş oldum 🙂 Son anda çiçek miçek ekleyerek toparladım gerçi biraz 🙂 Bu sayede Gökhan’ın anaokulundan kalma becerileri de dışa çıkmış oldu, adam doğuştan krathongçu çıktı 🙂

12279009_916580811761977_981724740159036656_n

12289671_916580881761970_2298577023696394695_n

Dolunay akşamı Thailer süsleyip püsledikleri sepetleri dilekler dileyerek suya bırakıyorlar. Festivalin Tayland’taki Budistler tarafından Buddha ( Prens Sidharta Gautama)’yı onurlandırmak için Brahmanların festivalinden uyarlandığı düşünülüyor. Mum Buddha’ya ışıkla hürmet ediyor, sepetin suyun üzerinde yüzmesi nefretin, sinirin ve kirliliğin uzaklaşmasını sembolize ediyor. Tırnağından veya saçından bir parça koparıp sepete koyanların geçmiş suçlarından ve olumsuz düşüncelerinden arındığına inanılıyor. Bir başka söylenişe göre de Thailer bu sepetleri “Suyun Tanrıçası”na teşekkür etmek için suya bırakıyorlar.

Yi Peng

Kuzey Tayland’ta Loi Krathong festivali ile aynı zamana denk gelen bir festival daha var: Yi Peng. Bu festivalde dilek dileyerek gökyüzüne yanan fenerler bırakılıyor. Fenerler gökyüzünde binlerce, onbinlerce parıldayan balığın süzüleyerek yüzmesini andırıyor.

Fenerler bambu veya tel üzerine gerilen ince bi kumaştan ve içine yerleştirilen mum ya da yakıt hücresinden meydana geliyor. Bu hücre yakıldıktan sonra sıcak hava fenerin içinde hapsoluyor ve feneri serbest bıraktığın zaman onu havalandıracak güç böylece sağlanmış oluyor.

Bir Dilek de Bizden

Bilgilendirmeden sonra hikayeye dönecek olursak; Müge ve Noah ile tekrar buluştuk. 6 kişiyiz. Bir elimizde fenerler bir elimizde gündüz hostelde kendi ellerimizle yaptığımız sepetlerle kalabalığın içerisinde ilerlemeye çalışıyoruz. Bir yandan ara ara fotoğraf çekmeye çalışırken bir yandan birbirimizi kaybetmemek için yoğun çaba harcıyoruz. Sağda solda havaya atılan fenerlerin bazıları yere düşüyor, bazılarını ağaçlara takılmış bir halde görüyoruz. Ulan saçım başım yanmasın korkusuyla tırsa tırsa ilerliyorum. Neyse ki en sonunda fenerleri havaya bırakabileceğimiz bir alan buluyoruz. Hepimizin suratında gülümseme, fenerleri saldıktan sonra sırıta sırıta bakıyoruz dileklerimizin yükselişine. Bir neşe kaplıyor suratlarımızı.

IMG_2271

IMG_2274

IMG_2275

Görebildiğimiz görüntünün güzelliğini objektiflere yansıtmak gerçekten zor, denemelerimiz pek de başarılı sayılmaz.

IMG_2306

Geçen sene gelebilmiş olsaydık göreceğimiz görüntü şöyle birşey olacaktı. Çünkü eskiden aynı anda , hep birlikte bırakılıyormuş fenerler, sonra uçakların görüşüne zararlı falan filan gibi aklıma pek yatmayan saçma bahanelerle bu sene bu etkinlik iptal edilmiş.

Untitled-53

Dilek fenerlerini havaya gönderdikten , herkes dileğinin uçtuğundan emin olduktan sonra bir köşede özenle beklettiğimiz sepetlerimizi alıyor ve nehre doğru kalabalığı yara yara gidiyoruz.

Nehirde suya girmiş adamlar, çocuklar var. Sizden sepeti alıp sizin yerinize suya bırakıyorlar. Ne güzel insanlar diyoruz baştan ama gecenin ilerleyen saatlerinde sepetlerin içine konan bozuklukları toplamak için bu gönüllü sandığımız işe başvurduklarını anlıyoruz 🙂

IMG_2346

IMG_2355

Rüzgarın engellemelerine rağmen sonunda sepetimdeki mumu yakmayı başarıyorum. Ama adam elimden alırken mum sönüyor ve sönmüş vaziyette gidiyor nehre doğru 🙁 Bundan dileğimin gerçekleşmeyeceği sonucunu çıkarıp üzülmeye başlıyorum. Şaka değil bayağı bayağı üzülüyorum. Nehrin kenarına oturup nehirdeki ve gökteki binlerce ışıltıyı izliyoruz uzuuun uzuun. Sonra havai fişek gösterisi başlıyor, ışıl ışıl rengarenk bir dolunay akşamı yaşıyoruz. Tabi ertesi gün bu kirliliğin nasıl temizleneceği de merak konusu…

IMG_2372

Festivalin 3. gününde o kalabalığa karışacak enerjiyi bulamıyoruz kendimizde. Gündüzleri sıcak olduğu için zaten genelde hostelde pinekleyerek  zaman geçirdiğimizi itiraf etmeliyim.

Bu güzel şehirde bir de fil maceramız oldu ,yazı ve fotoğraflar için buraya bakabilirsiniz: Tayland ve Filler

Tayland ile ilgili diğer yazılar için buraya bakabilirsinz: Tayland

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir