Korkmuyor musun?

Korkmuyor musun ?

“Nasıl para kazanıyorsun?”dan sonra en çok gelen soru bu sanırım. İlkine “çalışıyorum” diye cevap veriyorum da ikincisinin cevabı biraz uzun gibi.

Korkmuyor muyum? Korkuyorum elbet.  Belirsizlik varsa, ne olacağını bilmiyorsam, karşıma ne çıkacağı karşısında uyduruk, oradan buradan duyma fikirlere sahipsem korkuyorum. Ama biliyorsanız, okuyorsanız, araştırıyorsanız en önemlisi gidiyor ve yaşıyorsanız korku da azalıyor.

Hindistan öncesi, Avustralya öncesi, Afrika öncesi oraları hiç görmemiş ve türlü senaryolar yazan insanlar tarafından korkutuldum. Korktum gerçekten. Ama korkularıma rağmen denemek istiyorum dedim. Korkularımı yenmek bana büyük bir haz veriyor ve kendimi güçlü hissetmemi sağlıyor çünkü. Korkularımın beni durdurmasına izin vermek istemiyorum hayatta, yaşamak istiyorum çünkü, köşeye sinip korkarak beklemek değil…

Korkmayın demiyorum . Korkun  bence. Korktuğunuz için kendinize kızmayın. Yaşamamızı sağlayan en doğal hissimiz korkumuz. Ama korkup da donup kalmayın, üzerine gidin, yanına yaklaştığınızda gölgesinden korktuğunuz şeyin ufacık bir tavşan olduğunu farkedeceksiniz belki de. Yıllardır bu koca gölgeden korkup da hareket edememiş olduğunuza kızacaksınız, geçip giden yıllara kızacaksınız. Ha belki de haksız değilsiniz korkmakta, bazen korkmak hayat kurtarıyor. Korkunun nereden geldiğini anlamaya çalışın sadece. Taa derinden içten mi yoksa bilinçaltınızdan uydurduğunuz hikayelerden mi?

Kabul etmemiz gereken başka bir şey de var ki; ne kadar çok şeye sahipsen o kadar korkaksın hayatta.

Benim sahip olduğum şeyler çok az, kaybetmekten korkacağım şeyleri önce bilerek kaybettim. İşimi, evimi, eşyalarımı… Bir aile kurmadım, bir eş bulmadım, bir çocuk doğurmadım… Kaybetmekten korkacağım şeyler olmayınca hayatta çok daha korkusuz, çok daha özgür olabiliyorum. Böyle olmak zorunda mı? Bu benim seçimim, sizinki benimkiyle aynı olmak zorunda değil.

Her birimiz hayatta farklı tercihler yaparak bir yol çiziyoruz kendimize. Önceliklerimizi belirliyoruz, birçok şeye sahip olmak istiyoruz, oluyoruz da. Sonra bir gün geliyor keşke hiç bir şeyim olmasa da özgür olsam diyoruz kimimiz. Kimimiz bırakabiliyor sahip olduklarını, kimimiz ise kendini onlarla özdeşleştirdiği için her geçen gün onlara daha da çok bağlanıyor.  Kimimiz mutluluğun sadece bizim içimizde saklı olduğunu keşfediyoruz, kimimiz ise onu sahip olduklarımızda arıyor, sahip olduklarımızı birgün isteğimiz dışında kaybedince mahvoluyoruz.

Sözüm o ki benim bir çoğunuzdan daha cesur olmam normal çünkü birçoğunuzun sahip olduklarına sahip olmayı reddederek özgürleştim. Ama hala tırstığım birçok konu var, nedenini çözemediğim korkular,birgün onların da üstesinden geleceğimi biliyorum, çünkü deniyorum.

Korkmuyor muyum sorusuna bir başka cevabım daha var aslında. Yola çıkmadan önce, ne olacağını bilmeden önce, etraftan gelen korkutucu onlarca, yüzlerce uyarıyı duyduğumda çok korkuyordum. Afrika’ya gelmeden önce heyecandan çok korku vardı içimde. Ama çok istiyordum, korkumun beni yenmesine izin vermedim. Yola çıkınca ise hiçbir şeyin oradan göründüğü gibi olmadığını anladım. Hani diyorsunuz ya “gecenin bir yarısı korkmuyor musun yalnız başına bir motor taksiye binmeye?” diye, biraz korkuyorum çünkü bilinçaltımdaki korkuları hatırlıyorum ama içinde yaşarken inanın hiç de öyle olmuyor. Kendinizi bilinçaltınızın baskısından kurtarıp içinde yaşadığınız anı anlamaya çalışınca hiç de öyle zannettiğiniz, zannettiğim gibi bir korku olmuyor.

Olayın olma ihtimali bizi olayın kendisinden daha çok hırpalıyor. Ya şimdi şu olursa bu olursa diye karşımıza çıkan birçok fırsatı tepiyoruz. Ya kötü birşey olursa diye içinde yaşadığımız güzel anı kötü hale sokuyoruz, ya da yaşama fırsatımız olan anı reddediyor köşeye çekiliyoruz.

Kendime hep şunu soruyorum korktuğumda : En fazla ne olur? Verdiğim cevap eğer beni çok ama çok ürkütüyorsa yapmıyorum, ama o heyecanı yaşamak en fazla olacak olan şeye değerse dene diyorum kendime.

Eğer korkumla yüzleşemeseydim;

Hayatımda dünyanın en yüksek gölünün manzarasını göremeyecektim, dünyanın en yüksek yürüyüş rotalarından birinde olmanın ve dağların güzelliğinin bana kendimi nasıl hem yüce hem küçük hissettirdiğini bilemeyecektim,  elimde bir bilet tutarak ve ona bakarak karnımda kelebekleri uçuşturabilceğimi bilemeyecektim, kocaman okyanuslarda dalgalarla boğuşarak yüzmenin hissini bilemeyecektim, bungee jumping için atlarken yaşadığım o ilginç ferahlama ve o ölmeyeceğini bilerek ölüme atlama hissinin ne olduğunu bilemeyecektim, dünyanın en eski yağmur ormanlarını göremeyecek ve yağmur ormanlarında deli gibi akan bir derede raftingin beni nasıl heyecanlandırdığını bilemeyecektim, büyük mercan resiflerinde sular altında bambaşka bir dünyayı keşfedemeyecektim, tek başıma ailemden çok uzak bir kıtada yaşayıp ayakta kalacak kadar güçlü olduğumu bilemeyecektim, Afrika’nın bir köyünde çadırın içinde uyurken biraz uzağımda çatısı olmayan evlerinde küçük bir odada uyuyan on kişiden daha lüks bir yerde uyuduğumun farkında olamayacaktım, dünyanın bu kadar güzel olduğunu ve dilini bilmeden, hiç konuşmadan iyi dostlar edinebileceğimi bilemeyecektim, en sevdiğim meyvelerin tadını bile bilemeyecektim, yağmur ormanının içinde bisikletten defalarca düşmenin güzel bir duygu olabileceğini bilemeyecektim, doğurmadan ya da kan bağım olmadan da bir çocuğu çok ama çok sevebileceğimi bilemeyecektim…

Tek bildiğim 4 duvar arasında terfim ne zaman gelir acaba diye beklemek olacaktı. Hayatı ıskalayacaktım. Hayatı yaşamanın zannettiğim kadar zor olmadığını, adım atınca kapıların yavaş yavaş açıldığını, kendi olduğun gibi olduğunda, kendini akışa bıraktığında hayatın çok daha güzel olduğunu bilemeyecektim.

Bazen bir otobüs bileti kadar yakın oluyor yeni bir hayat. Farklı dünyaları görmek farklı bakış açısı edinmemizi ve hayatı aslında olduğu gibi görmemizi sağlıyor. Korkun hayallerinden daha ağır basmamalı hayatta, korkun seni yaşarken öldürmemeli. Çok sevdiğim bir söz vardır:

“Cesur olmak korkusuz olmak demek değildir, korkularına rağmen devam edebilmek demektir.”

Ama zannetmeyin ki korkmuyorum. Sizden belki de çok farklı korkularım var, hatta bazen öyle çok korkum var ki ben bile şaşıyorum.  Belki de sizin hayatınız benim korkularım…

“Yalnız kalmaktan korktukça yalnızlığım artıyor.” der Oğuz Atay  “Korkuyu Beklerken” kitabında… Her neyden korkuyorsak onu arttırıyoruz hayatta.

Şebnem Ferah’ın en sevdiğim şarkılarından biri, hatırlayanınız ?

“Sonra dedim ki söz ver kendine

Denizleri seviyorsan , dalgaları da seveceksin

Sevilmek istiyorsan , önce sevmeyi bileceksin

Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin

Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin”

 

( Başka merak ettiğin soruların varsa: En Çok Sorulan Sorular )

Şurada Yayınlandı

Korkmuyor musun?” hakkında 2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir