KAPADOKYA: Güzel Atların ve Masalların Diyarı


Ben seyahatlerime yurtdışından başlamış bir insanım. Türkiye’de olduğum süre içerisinde devamlı çalıştığım için seyahate vakit bulamamış olmam normal aslına bakarsanız. Yurtdışı seyahatlerinde tanıştığım insanlardan Türkiye’yi ziyaret etmiş olanlar varsa ilk söyledikleri konu genelde Kapadokya ’nın güzelliği olurdu ve ben Hindistan’ın bir köyünde oturmuş bu sohbetleri yaparken kendi ülkemdeki bu masalsı diyarı göremediğim için üzülür ve hatta utanırdım.

Türkiye’ye geldiğimizden beri Kapadokya hayali kurup duruyorduk zaten, Esentour  sahibi Taner’in bize böyle bir davetle gelmesi nasıl sevindirdi beni anlatamam. Esentour’un bu davetiyle güzel bir ekip kurduk ve Gökhan’la İzmir’den İstanbul’a geçip uçakla İstanbul’da ekiple buluşup yola devam ettik.

Ekipteki diğer arkadaşlar:

Yoldaki/ Gökhan Keşf-i Alemde:  Gökhan Hepşen

Beni takip ediyorsanız zaten son 1 senedir neredeyse her yere birlikte gittiğimizi biliyorsunuz , Kapadokya planını da beraber yaptık 🙂

Yol Günlükleri: Emre Durmuş

Emre’nin otostopla çok çok düşük maliyetle yaptığı gezilerini takip ediyorduk seve seve. En son Japonya’dan güzel paylaşımlarını takip ettik, Türkiye’ye döndüğü hafta yakaladık kolundan 🙂

Yol Öyküleri: Mücahit Mutlu

Gezen ve gezdiği , gördüğü yerler güzel fotoğraflama yeteneğine sahip bir arkadaş Mücahit.  Ara ara fotoğraf fikirlerini çalmaya çalıştıysak da onun kadar başarılı fotoğraflar çıkaramadık tabi 🙂

Fuls Yazıyor: Fulsen Türker

“Garson ve mutlu” yazısı ve ardından kitabıyla tanıdığım Fulsen’le yeni kitabı “Aşk Olsun”un çıkış yaptığı bir dönemde tanışmış olmamız ne güzel bir şans oldu. İmzalı kitabını daha yolsa okumaya başladım. Aynı zamanda Fulsen’in yazıları Bavul dergisinde de yayınlanıyor. Başarılı iş hayatını bırakıp Datça’ya yerleşen bir kadının hikayesi. Sonunda tanışabildiğim için mutluyum.

Floransa’dan Sevgilerle : Sezen Tulgarer

Sezen uzun süre yurtdışında farklı bölgelerde yaşamış, o dönemlerde yazmaya başladığı bloğunda paylaşmış yazılarını. Şuanda kendine Datça’da hayat kurmuş bir takı tasarımcısı. Çocukluğundan beri Kapadokya hayali kuran bu kadınla bu gezide tanışmak güzel bir buluşma oldu.

Ve tabi ki bize bu tur imkanını sunan samimi, eğlenceli insan Taner Esen, kendisi Esentour’un sahibi olur ama yeri gelir şoförlük de yapar, hem de keyif alarak 🙂

 

Gelelim Kapadokya’ya, akşam ekip bizi havaalanından aldı ve uyuklayan arkadaşlarla arabada tanıştıktan sonra bir kısmı uykuya devam etti. Emre’yle biraz lafladıktan sonra biz de uykuya yenik düştük. Gözümüzü açtığımızda Tuz Gölü’ndeydik.

Tuz Gölü

Bembeyaz bir çöl düşünün, tabi sıcak değil iliklerinize kadar işletecek derecede de soğuk düşünün bunun yanına, şimdi bu iki düşünceyi harmanlayın 🙂 Sabah gün doğumunu bu güzel bembeyaz koca arazide izledik. Eller cepte, titreyerek de olsa bu güzelliğin tadını çıkardık tabi ki.

Sanırım çok çok uzun süredir bu kadar soğuk görmemiştim, 3 senedir seyahat ederken neredeyse hiç kış görmediğimi hatırlatmak isterim 🙂

Ya bunlar gerçekten tuz mu diye merak ettik Sezen’le ve biraz eşeleyip tadını baktık; yüzlerimizdeki buruşmadan has tuz olduğunu siz de anlayabilirsiniz sanırım.

Güneşi burada doğurduktan sonra kahvaltı için Ağaçlı Tesisleri ( Aksaray)’da durduk ve güzelce karnımızı doyurduk açık büfe kahvaltı ile.

Ihlara Vadisi

Kapadokya’ya gittiğimizi kime söylesek Ihlara vadisi’ne gidin mutlaka diyordu, yahu tabi ki gideceğiz 🙂 Kahvaltı sonrası durağımız Ihlara vadisiydi, müze kartlarımızı aldık ve aşağı kadar uzanan merdivenlerden inmeye başladık. Biz inerken yukarı çıkan herkesten “inmesi kolay da çıkması çok zor.” İnlemelerini duyup gülüşüyor bir yandan da biz de böyle olacağız sanırım diyorduk. Ama olmadı çünkü Esentour olarak bizim dönüşte izlediğimiz rota güzel bir yürüyüş yoluydu. Yılın ilk karını da orada görmüş olduk.


Rehberimiz Ramazan abi Ihlara Vadisi’ndeki kilisileri ve hikayeleri büyük bir heyecanla anlatırken geçmişe doğru ufak bir yolculuğa çıkardı bizi.

Oralarda aydınlandım gari 🙂

 

Derinkuyu Yeraltı Şehri

Kapadokya’nın bir diğer olmazsa olmaz ziyaret mekanlarından birisi de Derinkuyu Yeraltı şehri. Yerin altındaki bu şehrin kapısından girdiğinizde zaten aklınızda deli sorular başlıyor, nasıl onca kişi sığmış, nasıl havalandırma sistemi kurulmuş, yiyecek, içecek sorunu nasıl halledilmiş, burada ne kadar kalınabilir ve daha onlarcası…

Rehberi takip etmek gerek zira bu koca labirentte kaybolursanız nasıl bulurlar sizi bilemiyorum.

Biz içerisi ılık olacak diye montlarımızı çıkarmıştık siz o hataya düşmeyin, içerisi soğuk 🙂

 

 

Karnımız acıkmaya başlayınca öğle yemeğimizi yemek için açık büfe hizmet sunan Han Restaurant’a gittik. Yemekler çok lezzetli ve fiyatı da uygundu.

Karnımızı doyurduktan sonra sıra geldi çanak çömlek yapımına, bölgenin en iyi çanak çömlek atölyelerinden biri olan Avanos Seramik’e gittik. Ustamız Evren Topuz şakacı, keyifli bir karakter , işinde de çok iyi.

Gözümüzün önünde icra ettiği sanatını izlerken hayal kalmamak elde değil. İçimizden takı, sanat işlerine en yetenekli insan olarak Sezen de çanak çömlek işine el atmak istedi , altı delik tabak, sürahi, şekerlik benzeri bir şey çıktı ortaya 🙂

Oradan bölgede çıkan taşlar hakkında bilgi sahibi olabileceğimiz ve dileyenin alışveriş yapabileceği bir atölye-mağazayı dolaştık: Sayan Onyx.  Bölgeye ait taşlar hakkında bilgi sahibi olduk, onyx işlenişini de kısa bir sunumla görmüş olduk.

Akşam yorgun argın otelimiz Holiday Cave Hotel’e gittik. Mağaralardan oyularak yapılan odalarda zihinden masallar geçirerek uyumanın ayrı bir güzelliği vardı doğrusu. Otelin güzelliğini sabah uyanınca daha iyi anladık. Hem şehir merkezine yürüme mesafesinde hem de mağara otel deneyimini yaşamak için çok güzel bir seçim. Otelin personelinin ve sahibinin ilgisi, kibarlığı ve hizmeti de bizi daha memnun etti, ileriki tarihlerde Kapadokya seyahatim olursa yine burayı tercih ederim.

Balon Turu

Veee balon turu sabahı. Sabah 6da kalktık, normalde 5 te kalkılıyormuş önceden ama saatlerin yaz saatinde kalması ilk kez işe yaradı hayatımızda.

Birazcık heyecan vardı sanırım. Sonuçta bilmemkaç metre yüksekten bu masalsı diyarı izleyecektik, o kadar da olsun. Balonun ateşlenme anını yakaladık, balon şiştikten sonra sırayla balonun içine doluştuk.

16 kişilik falandır balonumuz. Pilotumuz Seyit eğlenceli bir karakterdi, ufak uyarıları yaptıktan sonra kalkışa başladık. Yavaş yavaş havanırken bizimle birlikte havalanan diğer balonların bu muhteşem manzarayla birlikte görüntüsü gerçekten bir şaheser kıvamındaydı.

Yaklaşık 2 saat havada kaldık sanırım. Balonda selfi çekmeye çalışırken telefonunu düşürmekten korkan bazı arkadaşların korkusu fotoğraflarda gözlere yansımış 🙂

Yukarıdan bakma fırsatı olunca Kapadokya’nın bu peri masallarını anımsatan güzelliğine tekrar tekrar aşık oldum ben.  Kişi başı 300-400 lira civarı balon turları, ucuz olmadığını biliyorum ama hayatta bir kez denemeye değer. Bu güzel tur deneyimini yaşamamızda bize sponsor olan Maccan Balloons’a çok çok teşekkürler.

Balondan inince bizi bir de sürpriz bekliyordu. Bozkır bir arazinin ortasına kurulmuş  kadehlerle dolu bir masa. Şampanya patlatıldı ve sabahın ilk ışıklarına şampanya yudumlayarak girdik. Meğer ilk balonla uçuş yapan kişiler indiğinde şampanya patlattıkları için bu bir gelenek haline gelmiş. Seve seve kabul ettik hemen bu geleneği.

Göreme Açık Hava Müzesi

Rehberimiz Ramazan abinin güzel anlatımlarıyla Göreme Açık Hava Müzesi bir anlam kazandı. Ramazan abi gezdiğimiz kiliselerin, manastırların tarihte nasıl kullanıldıklarını, burada gerçekleşen olayları, kişileri anlatırken ben dinlediklerimle birlikte gözümde insanları mekanlara yerleştirmeye başlamıştım. Yanımızda bize buraları anlatan biri olmasaydı pek bir anlam ifade etmeyecekti gördüğümüz yerler, o yüzden rehberimize tekrar tekrar teşekkürler.

Üç Güzeller Peri Bacaları

Kapadokya denildiğinde en çok resmedilen peri bacaları bu sanırım. Bu üç peri bacasının “Baba-Oğul-Kutsal Ruh”’u sembolize ettiğine dair hikaye de var, bir prensesin çobana olan aşkıyla ilgili bir mitolojik hikayede de bu taşların Prenses, Çoban, Çocuk olarak bir aileyi temsil ettiğine dair hikaye de. İsterseniz siz de bir tane uyduruverin 🙂

 

Birçok turun rotasında bulunmayan bir manzaraya götürüldük Esentour sayesinde , Ortahisar. Bu güzel manzaraya karşı kahvelerimizi yudumladık.

Ardından meşhur Turasan Şarap Fabrikası ziyaretini yaptık. Üşenmeden uzun uzun şaraplardan bahsettiler, mahsenleri ve fabrikayı gezdirdiler, her bir şaraptan ikram ettiler. Bu kadar güzel ağırladığımız ve bu kadar lezzetli şarapların olduğu bir fabrikadan ayrılırken herkesin elleri kolları doluydu. ( Hala şarabı içmeye kıyamadık, evde saklıyorum. )

Şarap fabrikasının ardından Asmalı Konak’ın önünden geçtik, içine girmeden dış arıdan baktık. Lise yıllarımda etütleri sırf bu dizi için erken bitirir, yatakhaneye normalden geç girerdik. Seymen Ağa ve Bahar’ın aşkı fen lisesi öğrencilerini bile ekrana kilitlerdi anlayacağınız 🙂

Öğle yemeği saati geldiğinde “ sizi çok harika bir pideciye götüreceğiz.” Dendiğinde bu kadar da lezzetli olacağını düşünmemiştim. D’stiny Restoran’da Yaşar Bey’in ikramıyla pideye doyduk. Sağolsun benim için etsiz, peynirsiz pide de hazırladı.

Kapadokya’nın birbirinden güzel vadilerinde yeni arkadaşlarla mükemmel bir gezinti de yaptık. Güzel kız Ala benim yoldaşım idi. Kapadokya’nın meşhur güzel atlarıyla da sonunda tanışmış olduk.

Ürgüp Dervent Vadisi

Gezilerin en sevdiğim yanı olan gün batımı izleme merasimi için Dervent Vadisi’ne gittik. Manzara gerçekten çok etkileyiciydi. Bu güzelliğe karşı bol bol fotoğraf çekmenin yanında şöyle bir oturup izlemenin tadına da vardım uzun uzun.

Türk Gecesi

Bu tatil yerlerinde Türk gecesi diye duyardım hep de ne olduğunu bilmezdim. Teyzelerin göbek attığı düğün edasında eğlenceler diye düşünürdüm. Meğer konsept çok daha eğlenceliymiş.

Gösteriye önce “Sema”ile başlandı, ardıdan Bektaşi dansı. Dini gösterilerden sonra içkiler ikram edildi ve sırayla Türkiye’ye dair ne kadar çok dans varsa hepsini izledik sanırım. Karadeniz, Trakya, Ege, Doğu, Güneydoğu, İç Anadolu, Kafkas, oryantal, Orta Asya dansı… Her bir dansı çok başarıyla gerçekleştiren animatörlerin günlük hayatta garson, otoparkçı… gibi başka mesleklere sahip olduklarını öğrenince bir kez daha helal olsun dedik elemanlara.

Harmandalı Restoran’a bu güzel gece için çok teşekkürler. ( Türk gecesini fiyatı 50 tl civarı ve sınırsız yerli içki hakkınız var, bu gösteriye ve içeceklere bu fiyat gerçekten uygun. )

 

Bize bu güzel imkanı sunan, gezi sırasında arkadaşımız olan, Ankara havasının mükemmel dansçısı Taner’e çok çok teşekkürler. Samimiyeti ,cömertliği , hoş sohbeti için 🙂

Bizim yaşadığımız deneyimi yaşamak isterseniz aşağıya Esentour’un tur linklerini veriyorum.

https://esentour.com/kultur-turlari/kapadokya-kaya-konsept-turu-t5001
(1 Gece Konaklamalı)

https://esentour.com/kultur-turlari/kapadokya-kaya-konsept-turu-t5005
(2 Gece Konaklamalı)
O güzel insanların bindiği o güzel atların diyarına bizden de selam söyleyin gittiğinizde…

KAPADOKYA: Güzel Atların ve Masalların Diyarı” hakkında bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir