Bir hayal kurdum ve uykuya daldım…

( 3 ocak 2012 tarihinde karaladığım yazılarımdan biri… Hayatını değiştirmek isteyip de umutsuz olanlarınız varsa bu yazı size gelsin… Tüm değişimler hayaller ile başlar biliyorum ve şimdi hayatımda yaşadığım ve yaşıyor olduğum köklü değişimlerimin; dallanıp budaklanmasına izin verdiğim bu koca ağacın tohumu,o zamanlar bu hayaller ile ekildi. Hiç bir zaman korkmadım hayal kurmaktan ve istemekten. Zor olan şey korkuya rağmen adım atmaktı. Ben bir hayal kurdum ve uykuya daldım; günü geldi sırtçantamdan taştı hayaller ve zamanı geldi… )

…………………………………………………………………………………..

Uzun süre oldu:  zamanım yok, modumda değilim, kafam çok dolu, mekan müsait değil… bahanelerine sığındığım uzun bir süre doldu.

Hayatımı değiştirmek istedim, adım atayım devamı gelir dedim ve aldım elime valizimi attım kendimi İstanbul yollarına.. Çabuk iş buldum, çabuk işten ayrıldım, yenisini de çabuk buldum. Çabuk ev- ev arkadaşı buldum, çabuk pes ettim, yenisini de çabuk buldum. O asla olmaz bu olur dedim sonra o oldu, bu asla olmaz şu olur dedim bu sefer şu oldu. Kuralı yok hayatın, sallandım yuvarlandım sonunda bir yerde durakladım, durduğum durağı sevdim, bir süre konaklamaya karar verdim bu durakta..

Planlı yaşamayı sevmiyorum, ama hayallerimi tutup kollarından gerçek hayata çekmek için yeterince kaslı değilim, ufacık tefecik bir insanım ki ben. Plan yapmam gerekiyor ki  hayal(ler) hayatımın tam sınırındaki o buğulu aynamdan içeri girecek bir yol bulsun. Artık aynanın diğer yanındaki büyücüyü kandırıp geçiş iksirini mi elde etmeli, aynanın altından bir tünel mi kazmalı,aynayı kıracak büyük bir çekiç mi bulmalı, aynanın etrafından dolaşarak bu tarafa geçen bir  yolun haritasını mı bulmalı? Bilmiyorum ki… Şimdilik bilmiyorum..

Ama dedim ya önceleri de, hep diyorum ya , hayallerim var benim ve onları çok seviyorum. Çocuğum gibi büyüttüğüm hayallerim onlar benim. İsimleri var bazen , bazen de yok , bazen yazıyorum bazen yaşıyorum. Masallarla besledim onları çocukluğumdan beri, hikayeler ara öğünleri oldu, tatlıları filmler , kahveleri fotoğraflar.. Bazen çok şişmanlattım, bazen o kadar arttırdım ki hayatımdaki “gerçek hayat” yüzdesini ; zayıfladılar. Sonra ben “gerçek hayat işte bu , kaçışın yok” dedikleri “iş-ev-para” üçlüsünden sıkıldığımda yine en yakın arkadaşım, en sadık dostum , annem , çocuğum.. olan hayal(ler)ime döndüm, hiç demedi bana “gelme, neden geldin bu saatten sonra?” diye, kollarını açarak karşıladı beni her seferinde..

Mutsuz olduğumu düşündüğüm bazı anlara rağmen bu hiç de kayda değer sayılmayan hayatımda mutlu olduğumu farkettim, çünkü insanı mutlu yapan şeyin kendisi olduğunu anladım.. Bir türlü ulaşamadığım o en sevdiğim dostum hayal(ler)imin beni mutsuz etmesi ne kadar da komik dedim. Oysa ben onlar olduğu için mutlu olmalıyım dedim.

Bir arkadaşım daha önce okuduğum bir kitabı hatırlattı: Eğer hayalini gerçekleştirmiş olsa büyük bir boşlukta kalacağı ve yaşama sevincini yitireceğini düşündüğü için elinde imkanı olmasına rağmen hayalini gerçekleştirmeyen bir adamın hikayesi vardı kitapta. Bense tam tersini yapıp kendime eziyet ediyordum aptalca..Bir hayali olan insanlar mutlu, onu gördüm ve sadece hayal ettim yine, yine, yine..

Şimdi iyi ki yaptım dediğim onca şey birikmiş anı sepetimde, umarım yapacağım dediğim bir o kadar da hayal sırt çantamda. Şimdilik biriktiriyorum, hayal koleksiyonum çantama sığmadığı noktada yolculuğa çıkma vaktinin geldiğini anlayacağım. Bazıları hayal olarak güzel, onlar hep sırt çantamda kalsın istiyorum ama bazıları da anı sepetimde çok güzel duracaklar biliyorum..

Bir hayal kurdum ve uykuya daldım..

 

Şurada Yayınlandı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir