AVRUPA GÖNÜLLÜ HİZMETİ

Seyahatlerime başlamadan önce ilk çıkış noktam EVS , Türkçesi ile AGH yani Avrupa Gönüllü Hizmeti projeleri idi. Uzun süre bu projelerden birinden kabul görmeyi denedim. Başvurduğum projeleri ve gelen cevapları yazdığım bir excel dosyam vardı , her gün yeni bir proje var mı diye internetteki listeye bakar, kendime uygun gördüğüm projelere başvururdum. Uzun süren uğraşların sonunda başvurulardan vazgeçtim , dedim ki Avrupa olmuyorsa Amerika’ya giderim o zaman. ( o zamanlar ya Avrupa’ya ya da Amerika’ya gidilir sanıyordum, Asya’dan Afrika’dan bihaberdim sanırım:) )

Amerika vizesi için tüm evraklarımı tamamladım, vize randevuma 2 gün varken  İtalya’dan aradılar. Başvurduğum projelerden birine kabul edilmiştim. Hem de İtalya, hem de 8 aylık. 1 ay önce arasalardı Ov may gad diye çığlıklar ata ata dolaşırdım ama ben artık Amerika’ya yüzde yüz gideceğime inanmıştım, tüm evraklarım tamamdı. Havalı havalı “ kusura bakmayın ben Amerika’ya gidiyorum.” dedim. (2 gün sonra Amerika’dan red  yiyince bu havalı tavrımla teptiğim fırsata nasıl canımın yandığını anlamak için küçük ayak parmağınız sehpanın kenarına çarpınca yaşadığınız acıyı düşünerek empati kurabilirsiniz. )

Ben gidemedim ama 3 yaşından beri can ciğer arkadaşım olan Gözde gitti bu projelerden birine, hem de memurluk hayatından istifa etmeden 1 seneliğine. Bu yazıda önce biraz EVS nedir, şartları şurtları nelerdir kısmından bahsedeyim, sonrasında da taze gönüllü olan Gözde’yle nasıl gittiğini, orada hayatın nasıl olduğunu, detayları falan konuştuğumuz güzel bir soru-cevap bölümü var.

Avrupa Gönüllü Hizmeti nedir?

EVS ya da Türkçeleştirilmiş kısaltma adıyla AGH yani Avrupa Gönüllü Hizmeti. Nedir bu bileniniz vardır elbet, ben bilgisi olmayanlar için kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Avrupa Gönüllü Hizmeti 17-30 yaş  arasında gençlerin 2-12 ay süre ile Avrupa’da gönüllü çalışmalara katılmasına olanak sağlayan bir program. Bu sayede yabancı dil yeterliliğinizi geliştirebilir, iletişim becerilerinizi güçlendirebilir, özgüveninizin artmasına olanak sağlar ve sorun çözme yeteneğinizi arttırabilirsiniz. Üstelik bu programlara katılabilmek için iyi bir yabancı dil bilgisi ya da üniversite mezuniyeti şartı aranmıyor.

Başvuru nasıl yapılır?

Gönderen kuruluşu bulduktan sonra iletişim bilgilerinden ulaşarak randevu alıp görüşebilirsiniz.

  • Gönderen kuruluşu buldunuz, peki hangi projeye katılacaksınız. Diğer ülkelerdeki projeleri görmek için de şu linke göz atmalısınız:

http://europa.eu/youth/volunteering/evs-organisation_en

  • Aklınıza yatan bir proje ya da projeler buldunuz. Şimdi güzel bir “motivasyon mektubu” hazırlama zamanı. Motivasyon mektubunda özgeçmişinizden, eğitiminizden, kişisel özelliklerinizden, ilgi alanlarınızdan, neden bu projede yer almak istediğinizden, hangi tarih aralığının sizin için uygun olduğundan
  • Motivasyon mektubunuzu seçtiğiniz kuruluşa gönderdikten sonra oradan cevap gelmesiniz bekleyeceksiniz. Olumlu cevap geldikten sonra gerekli hazırlıkları yaparak gitmeye hazırlanabilirsiniz.

Dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de kuruluşların yıl içerisinde üç dönem proje başvurusunda bulunuyor olmaları: 4 Şubat- 30 Nisan- 1 Ekim. Bu tarihlere uygun zamanlarda başvuru yapmanız sizin lehinize olur.

Bu programa başvurmanın hiçbir ücreti olmaması da projenin bir başka güzel tarafı.  Program dahilinde yol, konaklama, yemek masrafları Ulusal Ajanslar tarafından karşılanır.

Ya ben de gitmek istiyorum bir yerlere ama param yok, cesaretim yok, nasıl olacak diye başını kaşıya kaşıya düşünen arkadaşlar için güzel bir fırsat Avrupa Gönüllü Hizmeti. Hem güvenilir bir kuruluşla iletişime geçerek gittiğiniz için içiniz rahat, hem de masraflarınız karşılandığı için cebiniz rahat.

Avrupa gönüllü hizmeti yani kısaca AGH deneyimini yaşayan, şuanda bu projelerden biriyle Polonya’da olan canciğer arkadaşımla güzel bir röportaj yaptık detayları konuşmak için:

BİR GÖNÜLLÜ İLE AVRUPA GÖNÜLLÜ HİZMETİ ÜZERİNE

Gözde; benim 3 yaşından beri arkadaşım. Canımın canı, beraber büyüdüğüm kardeşim. Okul öncesi öğretmeni kendisi, hoş sohbetiyle anlattığı çocukların hikayelerini dinlemeye bayılırız. Bu sene yok buralarda, Polonya’da bir anaokulunda gönüllü çalışmaya gitti. Benim senelerdir uğraşıp bir türlü gitmeyi beceremediğim AGH ile gidenlerden birisi.

Merhaba Gözdem, Avrupa Gönüllü Hizmeti’nden bahsettiğim bu yazıda senden bahsetmezsem olmazdı. Benim yıllarca deneyip başaramadığımı başarmış biri olarak sana sorularım var 🙂

  • AGH’yi nasıl duydun, nasıl karar verdin kısmını geçiyorum. Çevrendeki bir çok insan tarafından merak edilen konu: sen bir devlet memuru olarak, bir öğretmen olarak istifanı falan vermeden nasıl oluyor da 1 sene yurtdışına çıkabiliyorsun? Bundan  biraz bahsedelim mi önce?

Ya nasıl duydum falan fistan onları geçelim şimdilik o ayrı bir konu doğru, onu ayrıca yazarım. Evet yanlış duymadınız ben bir devlet memuruyum ve izinle geldim çünkü bana kıyamadılar haha, şaka tabiî ki öyle bir durum yok, mümkün mü? Şimdi efendim ben bir 657’liyim ve haklarım var, beyin bedava okudum yaptım ya 🙂

Şimdi daha ciddi olucam ve belgeler ve sayılarla konuşucam eğer devlet memuruysanız belirli durumlarda, Devlet memurunun ücretsiz izin talep etme hakkı bulunmaktadır efendim

6111 sayılı Kanun (Torba Kanun) ile değişik 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 108 inci maddesinde şu hüküm yer almaktadır:

5 YILINI DOLDURANLARA VERİLECEK AYLIKSIZ İZİN

108 inci maddenin (E) bendinde: \” E) Memura, yıllık izinde esas alınan süreler itibarıyla beş hizmet yılını tamamlamış olması ve isteği hâlinde memuriyeti boyunca ve en fazla iki defada kullanılmak üzere, toplam bir yıla kadar aylıksız izin verilebilir. Ancak, sıkıyönetim, olağanüstü hâl veya genel hayata müessir afet hâli ilan edilen bölgelere 72 nci madde gereğince belli bir süre görev yapmak üzere zorunlu olarak sürekli görevle atananlar hakkında bu bölgelerdeki görev süreleri içinde bu fıkra hükmü uygulanmaz.\”

Bu fıkra uyarınca izin verilebilmesi için;

1- 5 hizmet yılının tamamlanması,

2- İstek olması,gerekmektedir.

Bu izin; Memuriyetleri süresince 12 aya kadar verilebilmektedir.

Sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan edilen bölgelere veya kalkınmada öncelikli yörelere 72 nci madde gereğince belli bir süre görev yapmak üzere mecburi olarak sürekli görevle atananlar bu hükümden faydalanamazlar.

Tabi burada bu izni verecek amirin takdir hakkı bulunmaktadır, ne demektir bu yöneticilerle aranız iyi olsun, burası Türkiye değil mi? (Bu arada eğer öğretmenseniz  izninizi İlçe Mili Eğitim Müdürü veriyor.)

Biraz resmi gözükebilir ama bu yasa sayesinde tüm devlet memurları istedikleri takdirde izinlerini kullanabilirler ( ne hoş di mi 🙂 ) Yönetmelikler güzeldir, okuyunuz

  • Avrupa gönüllü hizmeti dahilinde gittiğin projede ne kadar çalışman gerekiyor? Şartlar zor mu, yorucu mu?

Ben 12 aylık bir projede çalışıyorum, ne kadar çalışacağınız sizin seçtiğiniz projeye göre değişiyor, Erasmus +  kapsamındaki AGH projelerinin çalışma süreleri 2-6-9-12 ay olarak değişiyor, projelere siz başvuruyorsunuz , böylelikle zamanı da siz belirleyebiliyorsunuz. Ben Polonya’da bir projeden kabul aldım, anaokulunda gönüllü olarak çalışıyorum, en az 5 en fazla 7 saat günlük çalışma saatiniz var ama rahatsınız çünkü gönüllüsünüz. Benim kaldığım şehirde 15 gönüllü var, gönüllüleri yormuyorlar. Çalışmaktan şikayetçi olan bir arkadaşım yok, hatta çalıştığımız okullarda çok tatliş müdürler ve öğretmenler oluyor; gezi için ya da dinlenmeniz için sizlere “bugün okula gelme ya” ya da “ madem geldin gez gör tabi dolaş etrafı,okula gelme 2 hafta”  gibi bizi motive eden şeyler söylüyorlar.

  • Gittiğin ülkedeki insanlarla iletişim problemi yaşıyor musun, yaşadın mı? Senin gibi başka gönüllüler de var mı?

Ben Polonya’nın kuzeyinde Kwidzyn diye küçük bir şehirde kalıyorum, okulum ise bir köyde ,haliyle ileri seviyede iletişim problemi yaşıyorum (bildiğiniz gibi değil) . Hatta sevgili ev sahibi kuruluşum bana çalışacağım okulda kimsenin İngilizce bilmediğini söylememişti ( ne hoş sürpriz di mi ). Okula gittiğimde süper süper şok yaşadım. Yani düşünün haftanın 5 günü , kimseyle konuşamadan vakit geçiriyorsunuz. Bilmediğiniz bir dil, aynı zamanda bir şeyler öğretmek için ordasınız ama ortak bir dil yok . Etrafta uçuşan lehçe kelimeler, sanki çok anlıyormuşsunuz gibi size sürekli lehçe bir şeyler söyleyen insanlar… Yani deneyin diycem inanın canlandırması zor, dile kolay 5 saat.

Burada  15 gönüllü var ama çalıştığı yerde dil sorunu yaşayan 2 gönüllü var bunlardan biri de benim. Projeye kabul sürecinde 40 dk skype görüşmesi yapmıştık ( tabi İngilizce). Gelince baktım okulda İngilizce bilen yok, birden her şey mantıksızlaştı gözümde. O görüşme ne içindi? Böyle bi “napıyorum ben burada” soruları gelmeye başladı üstüme. Yani sizin İngilizce bilmeniz sizi her zaman kurtarmıyor. Sonra işte maymunluklar falan başlıyor, sütü kahveyi anlatmak için “milk” desenizde sinyal karşı tarafa ulaşmıyor, e ne yapıyorsunuz “muuuuuu” diyince sütlü istediğinizi anlıyorlar 🙂

  • Bildiğim kadarıyla proje kapsamında yemek ve konaklaman karşılanıyor, üzerine bir de cep harçlığı veriliyor. Projenin sana verdiği cep harçlığı harcamalarını karşılamak için yeterli oluyor mu? Polonya pahalı bir ülke mi? Günlük ortalama masrafın ne kadar oluyor?

Polonya Ulusal ajansı her gönüllüye aylık 185 euro mutfak masrafı ve cep harçlığı veriyor ( bu miktar projenize göre artabilir ama çok değil ). Para ev sahibi kuruluşunuza gönderiliyor, onlar size imza karşılığında veriyorlar. Polonya avrupanın en ucuz ülkelerinden biri; 185 euro yaklaşık 800 zloty ediyor (yaklaşık 665 tl) . Küçük bir şehir için yeterli.  E tabi her gece bara gidelim heyoooo falan derseniz paranız biter ama fatura,kira yok , yeme içme için yeterli hatta biriktirebilirsiniz bile. Günlük masraf size kalmış, bazı günler hiç harcamayabilirsiniz bile. Ben evde yemek yapmayı sevdiğimden haftalık market alışverişi yapıyorum yaklaşık 80 zloty ediyor ( et dahil, burada et ucuz 🙂 ). Mesela kötü alışkanlıklarınız varsa (sigara gibi pis mikrop şeyler 😛  ) paranız yetmeyebilir ama  dediğim gibi size bağlı. Burada 2. el mağazaları çok  yaygın ve çok ucuz. Çoğu gönüllü arkadaşımız parasını orada harcıyor ama yani bazen o kadar uygun ki 2 zloty günleri oluyor mesela, güzel bir kışlık montu 2 zlotye alabiliyorsunuz ( 2. El diyince dudak bükmeyin, baya güzel şeyler oluyor).

  • Gittiğin tarihten bu güne kadar en çok zorlandığın durum ya da durumlar neler oldu? Polonya’ya yerleşmek, orada yaşamak ister miydin?

En çok zorlandığım şey dil problemi idi, hala daha öyle, çalıştığım okula zar zor bir tercüman göndertebildim ( onu yaptırmakta 2 ayımı aldı) . Lehçe öğrenmemiz için uğraşıyorlar, baya zorluyorlar yani. Dünyanın en zor 3. dilinden bahsediyorum, dilin tınısı matkap sesi gibi, kelimelerin versiyonunun versiyonu var  yani. Güzel Türkçemizde olmayan cinsiyetler lehçede mevut, dişil,eril ve nötr olarak ayrılıyor. Kelimeler bir sürü sebepten değişiyor bambaşka bir hal alıyor falan derken ya yapamıycam galiba bu lehçeyi diyorsunuz 🙂

Polonya tarihi açıdan çok acılar çekmiş bir ülke bunun izlerini hala görebiliyorsunuz. Rusya ve Almanya mahvetmiş ülkeyi, pek çok kişi Rusça biliyor, sömürülmeden kalma izler ama konuşmuyorlar (sevmiyorlar çünkü). Bunun yanında komünizm yaşamış bir ülke, komünizm zamanından kalma yaşam standartları hala sürüyor ( bende komünizm zamanından kalma bir evde kalıyorum). Evler ufak, kiralar yüksek, insanların oturma odaları yok genellikle. Bizim alıştığımız oturma odalı evler buralarda lüks, o yüzden oturma odaları aynı zamanda yatak odaları bundan dolayı burada insanlar yatak almak yerine çekyat alıyorlar. Gündüz oturma odası akşam yatak odası, yani baya evli çiftler falan da çekyatta yatıyor, buna alışamadım. 1 ay süren ısrarımla ve yine kendi çabamla bir yatak buldum kendime, standartlarını anlıyorum ama o dandik çekyatta bel ağrısı ile 1 yıl geçiremezdim.

Polonyayı çok gezme fırsatım olmadı ama buraya yerleşme gibi bir düşüncem de olmadı hiç,. Yaşamak istediğim ülke Türkiye. Ben geçici süre bir ülkede kalabilirim ama kürkçü dükkanına dönerim yine. Gezmek için pek çok yol var, bu fırsatları Türkiye’de yakalayabilirim aynı zamanda işim olduğundan para da biriktirebilirim. Daha çok ülke görebilirim. Şu an fark ettiğim kadarıyla Avrupa’nın da en büyük sorunu işsizlik, ben şanslı kesimdenim, en nihayetinde bir işim var. Ve milliyetçi olmasam da vatansever biriyim, Türkiye kültür zengini bir ülke, buraya gelince fark ediyorsunuz. Bunu en iyi şekilde öğrenmek, yorumlamak ve yeni nesillere aktarmak istiyorum ayrıca bir öğretmen olarak en çok ve en iyi şekilde kendi ülkeme yardım edebilirim diye düşünüyorum, bunu bir sorumluluk gibi görüyorum. Türkiye’ye dönüğümde çocuklar için atölyeler yapmaya devam edeceğim yine.

  • Beraber çalıştığın insanların sana karşı tavırları nasıl? Türkiye’den gelmenin yarattığı her hangi bir sıkıntı oldu mu ?

Beraber çalıştığım insanlar dünya tatlısı, çok seviyorum onları. Okul müdürü ananem gibi, öğretmenler ablam.Türkiye’de pek çok okulda çalıştım (evet 6 kere okul değiştirdim de) sadece 1 tane müdür tanıyorum, öğretmenlerine hal hatır soran, çocuklarla ilgilenen, oyunlar oynayan, hikayeler okuyan, etkinlik hazırlamak için bizlere yardım eden (bazen mutluluktan gözlerim bile doluyor yani o derece).

Tavırlar Türkiye’deki öğretmenler odasından farklı değil .Sorular aynı “ sevgilin var mı” “kaç kardeşsiniz?” “ne zaman evleneceksin” . Adeta kendi ülkem , yurdum insanı işte,  lehçe konuşanı.

Türkiye’den geliyor olmamın bir sıkıntısı olmadı, çalıştığım okul gönüllüleri çok seviyor, canım müdürüm. Bu satırları yazarken bile özledim yani, ya bize 1 koca poşet dolusu çikolata verdi ya canım benim, chrismas hediyesi verdi tontiş ya, hatta yetmedi hediye aldılar (tüm okul) o da yetmedi elime 50 zloty sıkıştırdı, artık siz yorumlayın. “Guzde guzde gel pasta var ye”, “Guzde gel çörek var ye”, “Guzde bugün erken çık istersen” yani günler böyle geçiyor. Ha bu arada yanlış anlaşılmasın , 2 aydır buradayım tek kelimeyle cümle tamamlamayı öğrendim, bir kelime yakalıyorum lehçe cümleyi tamamlıyorum, son çare artık google translate o da olmadı gülücük:)

  • Bir eğitmen olarak Polonya’daki eğitim sistemi ile Türkiye’deki eğitim sistemini karşılaştırdığında farklar, benzerlikler nelerdir?

Bu konuda detaylı bilgi veremeyeceğim, çünkü eğitim üzerine konuşamıyoruz, ortak dil yok çünkü. Ancak gözlemlerime dayanarak okul öncesi eğitimde standart şeyler öğretiliyor, Türkiye ile aynı ama benim çalıştığım okul donanım açısından çok fakir. Daha önce çalıştığım okullara benzemiyor, hani panoları bile halıfleksten yapılma, pc falan yok, ama yinede kavram öğretimleri, sanat etkinlikleri, kitap çalışmaları aynı. Bir de benim çok şaşırdığım bir şey oldu, tüm Polonya böyle mi bilmiyorum ama çalıştığım okulda hatta şehirde din eğitimi çok yaygın, anaokularında başlıyor din eğitimi. Din öğretmeni geliyor her hafta, chrismas için etkinlik düzenlediler mesela, İsa’nın doğumu; ilahiler, şarkılar ezberlettiler, müsamereler düzenlendi, hepsinde İsa’nın doğumu vardı ( gönüllü olduğunuz zaman sizi her yere davet ediyorlar da). Türkiye”de anaokullarında din eğitimi verilmez, devlet okullarında yoktur, özel okullarda olabilir. Sadece son 2 senedir kutlu doğum haftası sade bir şekilde kutlanır o kadar, Polonya’da din eğitiminin yoğunluğu beni şaşırttı, “ya hani biz dindardık” demedim değil; o derece.

  • Bu projenin sana neler kattığına ya da katacağına inanıyorsun. Gençlere AGH projelerine katılmalarını önerir misin ?

Elbette öneriyorum, kesinlikle iyisi ile kötüsü ile sizlere pek çok şey katacak, gelmeden önce hayaller kuracaksınız ama sizin aklınızın ucundan geçemeyen şeyler yaşayacaksınız. Şoka girecek zaman zaman kızacaksınız ama hepsine güleceksiniz en nihayetinde. Mutlaka gidilmeli, bazı deneyimleri satın alamazsınız, bir bakkala girip “ ver bakalım ordan bi Polonya deneyimi” diyemezsiniz. Gürcistan’da saatlerin tuhaf söylendiğini ( 02:30 için 3’ün 30’u denildiğini mesela) öğrendiğinizdeki şaşkınlığı nasıl hayal edebilirsiniz mesela?

AGH demek macera demek, her gün bir macera, keşif, şaşkınlık, efendim anlatılması zor, çilek soslu makarna mı olur yahu? Şekerli peynir ile makarna mı yapmışlar ve bunun gibi kahkaha dolu pek çok anı sizi bekliyor. Sizin kendi anılarınız sizleri bekliyor. AGH yapmayacaksınız da ne yapacaksınız siz onun cevabını verin bana:) Evinizde oturmanız için sebepleriniz neler? Önce onları belirleyin ben size yorumumu yapayım.

*** Gözde’nin Polonya’daki maceralarını takip etmek isterseniz:

website : http://krmzgzd.blogspot.com/

instagram: https://www.instagram.com/gzdkrmz/

Gözde’nin çocuklar ile ilgili keyifli, eğitici çalışmalarını yürüttüğü atölyesi var bir de, takibe almanızı öneririm:

instagram: https://www.instagram.com/farkliatolyem/

Facebook: https://www.facebook.com/farkliatolye/

 

 

AVRUPA GÖNÜLLÜ HİZMETİ” hakkında 2 yorum

  1. Merhabalar ben de 657ye tabii bi memurum . Evs yapmak istiyorum fakat sizden başka bunu başaran görmedim 🙂 5 yıl çalıştıktan sonra mı aylıksız izin alabiliyoruz ? Siz de öyle mi yaptınız ? Teşekkürler

    1. Merhaba Gözde, yazıda röportaj yaptığım arkadaşım 5 yıldan sonra 1 yıl ücretsiz izin aldı ve bu 1 yılı EVS ile Polonya’da geçirdi. Evet böyle bir hakkınız var. Bol şans

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir