Afrika’daki İlk Günüm : Kenya

Birgünlük uçakta ve havalanlarında geçen süreden sonra Nairobi’ye vardığımda Cuma öğlen saatiydi. Çok sevdiğim bir arkadaşımın arkadaşı olan Ahmet karşılayacaktı beni, önceden konuşup anlaşmıştık. Ancak oraya vardığım saat tam Cuma namazı saatine denk geldiği için hemen havaalanının karşısındaki kafede onu beklememi söylemişti.

Uçaktan inince kafamın içinde dolaşan kaygı cinleri acaba sırtçantama sağlam bir şekilde ulaşabilecek miyim sorusunu soruyordu bana ısrarla. Bir arkadaşımın Afrika’da bir ülkede, havaalanında çalınan çantası ile ilgili anlattığı hikaye beni böyle kargılandırmıştı. Neyse ki çantam, üzerinde iki kutu streç film sarılmış şekilde turuncu kılıfıyla önümde göründü. Aldığım gibi çantamı hemen tuvalate koştum, üzerinden streç filmi çıkardım çünkü Kenya’da poşet taşımanın yasak olduğu konusunda uyarılmıştım. Havaalanından çıktığım gibi ceza yememem için güzel bir uyarıydı.

Havaalanında çıkmadan önce yeni simkartımı aldım ve artık Kenya’da istediğimi arayabilir, interneti kullanabilirdim. ( Safaricom almam tavsiye edilmişti, ben de size tavsiye edebilirim. Simkart ücreti 10 dolar, 7,5 GB internet 20 dolar )

Havaalanından çıkarken Hindistan’daki gibi birçok insanın üzerime üzerime gelip, taksi taksi taksi diye bağırışacaklarını düşünmüştüm ama hiç de beklediğim ve korktuğum gibi bir manzara yoktu. Ben emin adımlarla havaalanının hemen karşısındaki Paul Cafe’ye doğru gidiyordum. Birkaç taksi şoförü “ taksi madam” diye seslendi, hayır sağol deyince kimse ısrar etmedi.

Paul Cafe’ye vardım ve ilk Kenya kahvemi ısmarladım. Facebooktan canlı yayına başladım. Heyecanlı, kaygılı, mutluydum 🙂

Ahmet, Pakistan asıllı bir Kenyalı. 1960larda Somali’den kaçan mülteciler için bir yetimhane kurmak için gelmiş babası, sonra ailece Kenya’ya yerleşmişler. Ahmet kardeşi ile beraber geldi, daha Nairobi’nin merkezine gitmeden  Mombasa yoluna girdik bile. Evet Kenya’ya vardığımın ertesi günü hem safari yapacak hem de buranın en güzel kıyı şehirlerden biri olan Mombasa’yı görecektim. Şanslıyım ya ben, Afrika bana iyi gelecek dedim kendime.

Nairobi-Mombasa arası Kenya’daki en işlek yok. Mombasa’da liman olduğu için yol kamyonlarla tıka basa dolu, trafik had safhada. 4 saatlik yol 8-9 saatte anca gidiliyor. Eğer araçla değilseniz, iki şehir arasındaki en güzel ulaşım aracı tren. Fakat biz safari yapacağımız jiple yolda olduğumuz için ve arkadaşlarım oraya iş toplantısına gidiyor oldukları için treni kullanamadık.

Arka koltukta camı açtım, şaşkın şaşkın izledim yolu. Yol kenarında yürüyen yüzlerce insan vardı, işten eve, evden işe yürüyerek giden insanlar. Güne başlama saatleri bazısının 4, bazısının 6, çünkü yürüyecek çok yolları var. Bir kenarda şarkılı çengili birşeyler olduğunu gördüm, sanırım dini birşeylerdi. Ben onlara şaşkın bakıyorum, onlar bana şaşkın bakıyorlar. Bakıştık durduk yol boyunca insanlarla. Yanımızdan geçen tıklım tıklım dolu minübüslere bakıyorum, matatu imiş buradaki adı. Her biri birbirinden süslü, “matatu süslemek burada bir sanat” dedi arkadaşım. Matatu içindekiler de şaşkın şaşkın bana bakıyor tabi. “Mzungu” diyorlar burada beyaz insanlara. Geldiğimden ilk günden beri en çok duyduğum kelime bu oldu, sağda, solda , arkada mzungu denildiğini duyuyorsam anlıyorum ki benim hakkımda konuşuyorlar. İyi birşeyler mi konuşuluyor yoksa kötü mü, onu hangi kulağım çınlarsa oradan anlamaya çalışıyorum 🙂

Hava karardığında Voi adında bir köyde lüks bir safari hoteldeydik. Saat 11’e gelmişti, birşeyler atıştırdık, bana odamı gösterdiler, odama çıktım. Bir yandan da internetten otelin adını ve oda fiyatlarını bulmaya çalışıyorum. Fiyatları gördükçe tırstıkça tırstım, bir aylık paramı bir gecede buraya nasıl vereceğim diye söyleniyorum kendi kendime. Bir yandan da acaba bir sinek cibinlikten içeri girip beni ısırır da sıtma olur muyum korkusundayım. Ama öylesine yorgun ve bitgindim ki tüm bu tırsmalara rağmen uyuya kalmışım.

Sabah uyandığımda karşımda gördüğüm manzara inanılmazdı. Gecenin bir yarısı geldiğimiz için nasıl bir cennette uyuduğumu göremedim tabi. Sabah harika bir görüntünün içinde müzik yapan kuşların sesleri, biraz ileride gezinen yalnız bir fil… Kocaman, uçsuz bucaksız yeşile bakıp nasıl sırıtsam, nasıl sevinsem bilemedim şaşkınlıktan. Birkaç saat içinde bu harika manzaranın içinde ben de mi olacaktım ki? İlk safari heyecanı arttıkça artıyordu. Acaba hangi hayvanları görebilecektim, leopar görür müydüm ki? Ya da aslan ? Zebra, zürafa göreyim, ah bi de sarılabilsem.

İlk gün heyecanıyla hemen önce yüzüme, boynuma, koluma 30 faktör güneş kremimi sürdüm. Seyahat sağlığı merkezindeki doktorun dediği gibi hemen üzerine sinek kovucu sıktım. Korumaya aldım kendimi. (ilk günün haricinde bir daha sinek kovucu sürdüğümü hatırlamıyorum, ilk gün heyecanıymış o. Afirka kötü kalpli bir canavarmış da bizi hep öldürmeye çalışacakmış gibi korkutmuşlar beni gelmeden önce.)

Sabah kahvaltısı olarak tabi ki önce meyve geldi, sonra da patates ve fasulye getirdiler benim için, etsiz, yumurtasız 🙂 Benim aklım hala acaba ne kadar para ödeyeceğimde, bir yandan da gitti artık düşünme diyorum kendime. Kahvaltıdan sonra çok da geç kalmadan çıktık safari için. Ne kadar ödemem gerektiğini sordum arkadaşıma, başını çevirdi, bedava burası sana dedi. Şaşkınlık ve rahatlama bir arada gelişti.

Jipe atladık ve Tsavo Doğu Milli Parkı’na ( Tsavo East National Park ) doğru yol almaya başladık, zaten parkın dibindeymişiz 🙂 İlk safarime gidiyor olmanın kalp çarptırtan heyecanı içerisindeyim.

Tsavo East National Park safari deneyimimi bir sonraki yazıya sakladım. 😉

Afrika, kollarını çok güzel açtı, çok güzel sarmaladı beni. Hayalinizde Afrika varsa ama Afrika’ya hiç gelmemiş ya da birkaç gün korumalar eşliğinde gezmiş turistlerden akıl alıyor ve korkutuluyorsanız dinlemeyin derim. Burası bambaşka bir kıta ve inanın görülmeye değer. Tehlike yok mu derseniz, Kenya’da yok mesela 🙂

İstanbul-Nairobi biletlerini sizin için araştırdım, buyrun efendim : Istanbul-Nairobi uçuş  (Laf aramızda Kenya’nın harika bir balayı ülkesi olabileceğini hiç düşünmemiştim ama  zannettiğimden daha fazlasıymış Kenya. Aklınızda bulunsun.)

Bu kadın Afrika’ya neden gitti? Orada ne yapar, ne eder diye merak edenleri şu sayfaya alayım: Afrika’da Bir Olmak

Afrika’ya gitmeden önce ne hazırlıklar yaptı acaba diye merak edenleri de şu sayfaya lütfen: Afrika Hazırlıkları

Afrika’daki İlk Günüm : Kenya” hakkında 2 yorum

  1. Merhabalar, yakın zaman içerisinde bende bir Serengiti’ye gitmek ve büyük göçü izlemek istiyorum. Acaba Afrika turu için ne kadar bir bütçe harcıyorsunuz. Yazınız sırasında gözümden kaçtıysa özürdilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir